06 May 2009 @ 5:56 PM 
 

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMA / Makale

 

ÇOCUKLARLA İLETİŞİM KURMA

(Ödül, Ceza, Geri Bildirim)

Ana, baba ve öğretmenler çocukların kendilerine karşı saygılı ve sorumluluk duygusu gelişmiş bireyler olarak yetişmelerini hep düşünür ve yaşama geçirmeye çaba gösterirler. Ana-baba ve öğretmenler çocuklarla iletişim kurabilmek için çeşitli yoları denerler. Eğitim bilimcileri sürekli olarak yeni yolları keşfetmeye çalışmaktadır. Çocuğun saygılı ve sorumluluğunu bilen, düşünen, araştıran, sorgulayan, uygulayan, değerlendiren kazanımlar beklenmektedir. Bu beklentileri yerine getirirken, öncelikli olarak ödül-ceza yöntemlerine başvurarak çocukları kendi denetimleri altında tutmaya çalışırlar. Çocuğu, denetim altında tutmaya çalışırken çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. 

Ödül ve ceza nasıl verilir ise etkili olur, 

Ödül ve cezayı denetleyebilmenin koşulları nelerdir, 

Ödül ve ceza değerini yitirince ne yapılabilir, 

Kabul edilemeyen davranışlar ödüllendirildiğinde, nasıl bir sonuç ortaya çıkar.Çocuklar istediğini elde edince, ödülün etkisizliği karşısında ne yapılabilir, 

Çocuklar yalnız ödül almaya çaba gösterir ise sonucu ne olur, 

Cezanın tehlikeleri ve yetersizlikleri var mı,? 

Çocuklar denetlenmeye karşı nasıl bir tepki verirler? Sorunlar bunlarla sınırlı olmayıp başka sorunlar da vardır. Sorunları çözmede ana-baba ve öğretmenlerin nasıl bir yaklaşım sergilemeleri gerekir. Ödül ve cezanın ötesinde neler yapılabilir. Geribildirimle, ödül ve ceza arasında nasıl bir ilişki vardır. Tüm bu sorunların yanıtları geniş kapsamlı inceleme, araştırma, gözlem ve deney çalışmalarını içine alacak boyutlardadır. Bu alanda yazılmış, çizilmiş birçok eser bulunmakla birlikte, yeni çalışmalara da sürekli gereksinim duyulmaktadır. Bu makalede kısaca çocuklarla iletişim kurabilmenin yol haritasını çizmiştir.

“Aslında çocukların davranışları kötü değildir.”

Çocukların evde, okulda ve çevrede karşılaştıkları yeni durumlara uyum sağlamada alt-üst bilgi ve beceri ile temel davranış ve alışkanlıkları tam olgunlaşmadığından göstermiş oldukları olumsuzlukların eğitimle düzeltilmesini, gündeme getirmektedir. Bu açıdan bakıldığında çocukların davranışları kötü değildir.

CEZA: Disiplin; yönlendirmek, yöneltmek, hizaya sokmak, sıkı denetim altına almak. Ceza ise, belirlenen disiplin suçuna göre verilen maddi ve manevi yaptırımdır.

Disiplin; Denetim / Altına Alma

Ceza; Çağrışımı / İleti / Problem

Disiplinin, eğitim amaçlı ve tartışmalara neden olmayan tanımı ise; öğretmek, eğitmek (ders vermek, bilgi vermek, aydınlatmak, ahlakını düzeltmek, bilgilendirmek, yetiştirmek, hazırlamak, alıştırmak…) başkalarının koyduğu disiplin yerine kendi kendini disipline etmek. Disiplin hemen her çevre ve ortamda etkililiği/etkisizliği-gerekliliği/gereksizliği tartışılmaktadır. Eğitimciler, (yöneticiler, sınıf ve rehber öğretmenler) anne-babalar, çocuklarla ilgilenen herkesi iki kutba ayırmıştır. Bir grup; 

İlköğretim, çocukluk çağı olduğundan, disipline gerek yoktur.

İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde disiplinle ilgili hükümlere yer verilmemiştir. 

Yaslara göre çocuğu dövmek suçtur. 

Çocuk bir çiçektir, dokunmayın kırılır… bu görüşleri savunurken, diğer bir grup; 

7 ve 8. Sınıflardaki bazı çocukların zaman zaman şiddete başvurdukları görülmektedir. 

Bu tür çocuklara ilköğretim okullarında disiplin cezası verilememektedir 

“Kızını dövmeyen dizini döver.” …gibi, benzeri sözleri tartıştıklarına hep tanık oluruz. Birçok ana-baba, öğretmen çocuklarla arkadaş olmak, karşı karşıya geldikleri olumsuz taşıyan olaylara hoşgörüyle yaklaşıp iletişim kurmayı arzu etmektedir. Fakat sorunu çözmek için iletişim kuramayınca, disiplin yolunu seçmektedir. ABD’de aile içi şiddetin nedenlerine ilişkin çeşitli kesimlerden 2143 aba-babayla üzerinde yapılan görüşmenin bulguları, 1,4 ile 1,9 milyon arasındaki çocuk anababalarından tartaklanarak, tekmeleyerek, yumruklayarak fiziksel ceza görmektedir. (Straus, Gelles ve Steinmetz, 1980) Şiddeti kullanan ana-babalar özür olarak buldukları sözler:

“- İplerin kimin elinde olduğunu onlara gösterdim.”

Sorunlu Çocuk

“- Yaptığının yanına kar kalacağını düşünmesini istemedik.”

“- Savaşı kazanmasına izin vermemeye kararlıyız.”

“- Disiplin işe yaraması için onu erken yaşlarda disipline sokmaya başladık.”

Birçok aile çocukların dövülmesini onaylayarak,

“Hafif bir tokat çocuğa zarar vermez. Bana bir zararı olmamıştı, çocuklara neden olsun.”

Düşüncesinden hareketle, çocuklarını disiplinli okulda okutmak istediğini, duyarız. ÖDÜL: Denetleyen kişiler gücü ellerinde tutmak için disiplinin yanında ödülü de güç kaynağı olarak kullanır. Ana-babalar, çocuklar üzerinde güç kaynağı olarak, “ödül” (+), ceza verme (-) etkisini düşünerek hizaya getirmeyi denerler.

— Ödevini yapar bitirir isen, dışarıda oynamana izin veririm.

— Bu yıl teşekkür alır isen saat, takdir alırı isen bisiklet alırım.

— Odanı temiz tutar isen, sevdiğin spor ayakkabısını alırım.

— Sebze yemeğini bitirir isen, televizyon izlemene izin veririm… Çocukların erişemediği ve ihtiyaç duydukları bir çok şeye büyükler sahiptir. Çocuklar bulundukları yaşlara göre yiyecek, içecek, giyecek almaya, uykudan önce masal okumaya gereksinim duyar. Büyükler bu tür gereksinimleri karşılamada “ödülü” yaptırım gücü olarak kullanır. Her ödül istenilen etkiyi göstermez. Ödülün etkili olabilmesi için;

—Çocuğun ana-baba ve öğretmenin denetim alanına girmesi,

—Verilecek ödevin çocuk tarafından bir ihtiyaç olarak görülmesi,

—Çocuk ödül almak için ödülü verecek kişiye bağımlı olması. Ödülün etkili olması bunlarla sınırlı değildir. Yetişkinler, çocuklar üzerinde istedikleri şeyleri elde edebilmek için ödülü bir araç olarak kullanırlar. Ana-babalar, çocuğun uyku saati geldiğinde uyuması için “ uyku saatin geldi, şimdi gidip uyu sana masal anlatırım/okurum.” diyebilir.

Öğretmen, sınıfta yaramazlık yapan çocuğun ders saati boyunca rahat oturduğunu gözlemledikten sonra çocuğa karşı gülümseyerek, “aferin, bu ders süresince yaramazlık yapmayıp, uslu uslu yerinde oturdun” diyebilir.

İstendik Davranış: Övgü— Motive etme —Eylem Geçme— Kazanç Sağlama Çocuğu ödüllendirerek, denetim altına almak, mutluluk verici ve hoş bir algılamadır.

Yetişkinlerin ödülü kullanarak istenmeyen bir çok davranışı denetim altına aldığı ve düzelttiği, bilinmektedir. Bu görüldüğü kadar da kolay değildir. Yatağını ıslatan ya da yemek seçen çocuğun davranışını bir anda değiştirmek o kadar kolay değildir. Önceden bir dizi önlemler alarak, uygulama sonucu sorunu çözebilir. Ödülün sık sık kullanılması, etkili olmaz. Ödüller hepten işe yarasaydı ana-babalar, öğretmenler çocukların “istenmeyen davranışlarından” hiç söz etmeden çözerlerdi. Ödülle ilgili uygulamada güçlükler çıkar:

—Ödüller çocukların erişemeyeceği kadar yüksek olursa,

—Kabul edilen davranış ödülsüz kalırsa,

—Ödül değerini yitirirse,

—Çalışma ve öğrenmenin vereceği doyum ve zevk yerine, ödül almak için çalışırsa,

—Ödül alışkanlık haline getirilirse, Güçlükler bunlarla sınırlı olmayıp, başkada güçlükler de vardır. Ödülün, maddi boyutunun yanında manevi boyutu bulunmaktadır. Manevi boyutu “övgü” kişinin davranışını ya da başarılarının olumlu değerlendirilmesini içeren sözlü bir iletidir.

GERİBİLDİRİM: Yetişkinler, çocukları yetiştirmede güç kullanmadan, kendi kendilerini denetlemelerini sağlayacak kuralların kendiler tarafından değil, kuralların birlikte konulmasına yardımcı olma yolunu seçmelidir. Böyle bir davranış demokratik ve insancıldır. Çağdaş eğitim anlayışı başkalarının koyduğu disiplin yerine kendi kendini disipline eden çocuklar yetiştirmeyi hedeflemektedir. Çocuklar kendi davranışlarının sınırlarını kendileri belirleyince verdikleri sözleri tutmaya daha istekli olurlar. Aileler ve eğitimciler kural koyucu olmaktan çok kural koyarken çocukların katılımına fırsat sağlamalıdır. Geribildirim alabilmede; 

Çocukların sorunlarını çözmelerinde yardımcı olmak, 

Olumsuz dil kullanmamak, 

Kabul göstermek, (müdahale etmeme, etkin dinleme) 

Yetişkinleri, çocukları zoraki disipline sokmaktan vazgeçirmek, 

Sağlıklı demokratik ilişkileri olumlu bir biçimde geliştirerek, çocuklara;

—Sorumluluk kazandırmak,

—Çocuğu destekleyerek, özgüven kazanmalarına yardımcı olmak,

—Çocukları aşağılamamak,

—Sorunları çözme yeteneklerini geliştirmek,

—Sosyal beceriler kazandıracak temel duygu ve düşünceleri yaşama geçirmek. Geribildirim yaklaşımı bunlarla sınırlı olmayıp daha birçok becerilerin kazandırılması gerekir.

Karara katılma —İşbirliği —Demokratik İlişkiler Güven —İletişim —Sorumluluk

Etkin Dinleme: Karşınızdaki kişinin söylediklerini doğru anladığınızı iletmenin etkili bir yoludur. Dinleyen sessiz kalmaz aldığı iletiyi gönderenle iki yönlü bir iletişime girer. İletiyi gönderenini kullandığı sözcükleri kullanarak geriye yansıtmak, doğru anlayıp anlamadığını test etmektir. Dinleyen dinlediğini ve anlaşıldığını kanıtlarken, iletiyi yapan kişi kabul edildiğini hisseder.

Aşağıdaki konuşmada anne, kızını Etkin Dinleme sürekli “öyle” diyerek doğruluyor ya da kızının kullandığı sözcükleri kullanarak yeni bir ileti göndererek konuşuyor.

Kız: Bugün okulumuza aşı yapmak için ekip geldi. 5. Sınıflara aşı yaptı. Yarın da bizim sınıfa gelecekler. Çok korktum.

Anne: Öyle mi? Aşıdan korkulmaz ki.

Kız: Bazı çocuklar ağlayarak, sınıftan çıkıyordu.

Anne: Demek öyle, aşının yararlarını bilseler, ağlamazlardı.

Kız: Yinede korkuyorum.

Anne: Korkulacak bir şey yok ki. Çocuk ağlayan diğer öğrencileri görünce korkar. Korkusunun gerçek nedenini anlatamaz. Duyguları ön plana çıkmıştır. Annesinin kendisini anlamasını bekler. Anne, kızının yaşadıklarını anlayınca korkunun nedeni çözülür. Aşının yararlarının daha önceden anlatılıp, cesaret verilmesi gerektiğini, anlamıştır.

Etkin Dinleme olayında;

—Çocuk kendisinin doğru anlaşılıp anlaşılmadığını kesin olarak öğrenmesi,

— Çocuğa geri bildirim verildiğinde çocuk iletisinin doğru anlaşıldığını, öğrenir.

Yetişkinler Tavırlarında Israrcı Olmamalı 

Ana-babalarla, öğretmenler çocukların karşılaştıkları sorun veya gereksinimlerini öğrenerek, çocuklarla fikir alış-verişi yapmalı, 

Çocukların bulundukları ortam değiştirmeli, 

Karşılıklı konuşmalarda suçlayıcı Sen-dili yerine Ben-dilini kullanmalı, Sen-iletileri suçlama, değerlendirme, yargılama ve eleştiri yüklüdür.

- Utan !

- Adamı deli edersin. Sınıfta senden başkası yok mu?

– Senin yüzünden, azar işittim.

— Sen adam olmazsın.

— Sen kötü bir çocuksun.

– Bütün günümü berbat ettin.) 

Önleyici Ben-iletisi kullanmalı, Ana-babaların ve öğretmenlerin gelecek bir zamanda yerine getirilmesini düşündükleri işleri çocuklarla birlikte planlayıp, anlatırken kullandıkları dildir. (-Tatile gitmekten vazgeçmek zorundayız. Gelir-gider durumumuz bildiğiniz gibi değil. Kaç aydır tasarruf yapamadım. Gelecek günler ne olacağını da kestiremiyorum)  Direnmeyi en aza indirmek için yön değiştirmeli, Yukarıdaki iletiyi duyan çocuklar olumsuz tepkiler verir, bir yıl boyunca hayal ettikleri tatilden vazgeçme isteklerinden geri adım atmak istemezler. Yetişkin olumsuz tepki alınca, tavrını aynen sürdürmesinin yararı olmaz. Hemen düşüncesinde bir değişiklik yaparak dinleme/anlama durumuna geçmesi, gerekir. (Sizi anlıyorum, tatil isteğinizi yeniden gözden geçirmem gerekir.) İletilerini geri göndererek, yön değiştirmeli,

Sorun çözme; bazen çocukların davranışlarını hemen değiştirmede ne Ben-iletileri ne de direnmeyi aza indirmek için yön değiştirme etkili olmaz. Bu durumlarda sorun çözme yoluna başvurulabilir. Sorun çözmede;

*Sorunu tanımlamak,(Yetişkinin ve çocukların gereksinimleri nelerdir, belirlemek.)

*Birlikte çözümler üretmek,

*Önerilen her çözümü birlikte değerlendirmek,

*İki tarafın uygun göreceği, çözüm üzerinde anlaşmak, sorunun çözümünü sağlar. Yetişkinlerin çocukları denetim altında tutmadaki tavırlarını sürdürmemelerinin çözümü bunlarla sınırlı olmayıp, başka çözüm önerileri de vardır.

Adam olacak / Çocuk! / Sağlıklı Demokratik İlişkiler Geliştirme Aileyi ve sınıfı yönetmede; çocukların yıkıcı ve kabul edilemeyen davranışlarını değiştirerek, bu davranışların oluşmasını önlemek için pek çok alanda uygulanmış yöntemleri uygulamak:

—Katılımcı yönetim; aile veya sınıf içinde gücün paylaşılması Katılımcı yönetimde, kurum içinde gücün paylaşılması ve yeniden dağıtılması esastır. Okullarımızda yaşama geçirilmeye çalışılan Toplam Kalite Yönetim anlayışına uygun Okul Gelişim Modeli çerçevesinde Okul Gelişimi Yönetim Ekibi’nin okul ve sınıf içinde uygulanırlığını sağlama ve bunun daha küçük modülünü aile yaşamına yansıması. Çocuklar kendi koydukları kurallara daha çok uyar ve daha mantıklı düşünürler.

—Çatışmaları Çözme Kazanan taraf- kaybeden taraf yerine, kazanan her iki taraf anlayışının yerleştirilmesi. Birlikte kural belirleme, çatışmaları önleme ve istenilen çözüme ulaşmayı sağlar. Ana-babalar ve öğretmenler sorunun çözülmesinde kendi fikirlerinin kabul edilmesini ister. Çok azı çocukların isteklerine boyun eğer, bu durumda iki tarafta kazan-kaybet kuralını yaşar. Bir taraf tatmin olur, karşı tarafın, rahatsız olur. Yani bir tarafın pes eder, diğer taraf istediğini elde eder. Sorun çözülmez. Asıl önemli olan her iki tarafın kuralları birlikte kararlaştırarak, sorumluluk almaları ve yerine getirmeleridir. Diğer bir değişle “Kaybeden Yok Yöntemi” uygulanmalıdır. Olumsuz Dil Kullanma Çocukların yaptığı yanlışlar gösterilerek, daha iyisini yapmalarının istenmesi evrensel bir anlayıştır. Bu nedenle ana-babalar ile çocuk eğitimiyle uğraşan birçok kişi çocukları eleştirerek, yargılayarak, suçlayarak, tehdit ederek “düzeltici iletiler” gönderir.

Kullanılan olumsuz dilin yanlışlığı yapılan klinik çalışmalarında ispatlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda çocuklarda; savunmaya geçme, saldırganlık, yetersizlik, kendini suçlu hissetme gibi tavırlar sergiler. Ana-baba ve öğretmenlerinin kendileriyle ilgilemediklerini sanırlar. Çocuklar sorunlarını ana-babaları ve öğretmenleriyle paylaştıkları zaman engellerin aşıldığı, görülmektedir. Olumsuz dil kullanmayıp, etkin ve edilgin dinleme yolunu seçme, kabul göstermek, müdahale etmemek gibi yöntemlere başvurulması, demokratik ilişkilerin sağlıklı gelişmesini sağlar. Otoriter olmayan ve ceza kullanmayan aile çocuklarının kişilik gelişimleri sağlıklı ve etkili bireyler olarak yetiştikleri saptanmıştır. Saldırgan davranışlarında azalma, arkadaşlarıyla iyi geçinme ve iyi ilişkiler kurdukları, kaygılarının azaldığı, kendilerine olan öz güven artarak, başarılara imza attıkları, suçluluk ve utangaçlık duymadıkları gibi birçok olumlu davranışlar kazandıkları, bilinmektedir. Çocukları hayata ve üst öğrenime hazırlarken ana-baba ve öğretmenlerin dikkate alması gereken konulardan biri çocuklarla iletişim kurabilmenin kriterlerini iyi bilmeleridir.

KAYNAKLAR: – Dr. Thomas GORDON (Çev.E.Aksoy) Çocukta Dış Disiplin mi? İç Disiplin mi, Sistem Yayınları.İst. – Doc.Dr. Ayhan AYDIN Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi, kitabı – Stephen R. Covey (Çev. G. Sweren- O.Deniztekin) Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı, Sistem Yayınları.İst. – Y. TÜRKELİ Çocuk Gelişimi ile Eğitim Öğretim Arasındaki İlişki (Çağdaş Eğitim-1997 )

Not: Makale Çağdağ Eğitim Dergisinin 2002/ 276 sayısında yayınlanmıştır.

Tags Kategori: Makale Yazan: admin
Son Düzenleme: 27 Nis 2013 @ 09 53 AM

E-mailDetay
 

Yazı için yorumlar » (Yok)

 

Sorry, but comments are closed. Check out another post and speak up!

 Yorum Başlığı:
RSS Feed for comments
\/ More Options ...
Change Theme...
  • Users » 105
  • Posts/Pages » 21
  • Comments » 0
Tema değiştir...
  • VoidVoid
  • LifeLife « Default
  • EarthEarth
  • WindWind
  • WaterWater
  • FireFire
  • LiteLight